20 Kasım 2009 Cuma

Bebek günlükleri

Bugün işlerin tam anlamıyla yoluna girmeye başladığı gün olarak tarihe geçti. Sabah saatlerinde artık ikinci adresim olan dekanlığa giderek 3 gün sonra sınava girip giremeyeceğimi sordum. Zira son 15 gündür abuk subuk nedenlerle sınav tarihini netleştirememiştim ve bu da beni sıkıntıya sokuyordu. Neyse, iyi haberi aldım sabah sabah, sınav tarihinde sorun yoktu, daha iyi bir haber daha aldım, başımın belası fakülte sekreterimiz raporluydu ve 1 hafta yoktu. İşte o anda ağzımdan şu cümle döküldü: "Şansım dönüyor galiba...". Tabii bu işi halletmenin verdiği enerjiyle bugünki doktor kontrolümüzü beklemeye başladım. Eşimin işleri bittiğinde hemen bir yemek yedik, son 3 gündür hiçbirşey yiyemiyordum faranjit dolayısıyla, eşim çok ağladı üzüldü bu sağlık sorunuma, 3 günde 2 kilo verdim ve konuşamadım. Herneyse bugün iyice toparladım. Randevumuza kalan süre azaldıkça heyecan da artıyordu. Bugün bebeğin kalp atımlarına bakılacaktı ve ben bir terslik olmayacağından emindim. Ama eşim biraz stresliydi. Muayene odasının kapısında geçen 30 dakika sonrasında Gözde'yi içeriye aldılar. Ben de beni ne zaman çağıracaklar diye dışarda beklerken bir de baktım bizimki teşekkür ede ede çıkıyor. Elinde ultrason fotoğrafı. Sorun çıkmaması ikimizi de rahatlattı. Kalp atımları vardı ve bebek de büyüyordu, 6 haftalıktı. Herşeyin yolunda olmasının verdiği rahatlıkla, sınavı falan da boşvererek 11 Aralıktaki kontrolü beklemeye başladım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Hoşgeldin dünyamıza


Uzun, çok uzun zamandır blog'a birşey yazamadım. Biraz yoğunluktan, çokça da yazmaya değer birşey bulamadığımdan. Son bir yılım sürekli koşuşturma halinde geçti gitti. Hastaydı, işti, makaleydi derken hastane kendime ayırdığım zamanı çaldı resmen. Şu beşinci senenin içinde olmak ve biteceği günü düşünmek ve beklemek gerçekten zordu. Son 1 ayım tez ve tezle ilgili bürokratik işlerle yazışmalarla ve atılan-atılmayan imzalarla geçti. Ta ki 10 gün öncesine kadar bu işleri fazlaca umursuyordum ve dertleniyordum. Ama yaklaşık 10 gün önce şu ana kadarki en güzel ve en anlamlı haberi aldım. Eşim hamileydi ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ardından telefonlar geldi, ilki de amcasından. Zaten o önceden hazırlıklıydı ve laf arasında yeğenine alacağı spor ayakkabılardan bahsediyordu bir süre önce. Aslında blog'a o günden itibaren not düşmek istedim. Ama bir an durup düşündüm ve daha önce de yaşadığımız tatsız tecrübe aklıma geldi. Bir anda aklımdan bütün kaygıları çıkarttım geriye sadece bebeğin sağlıklı büyümesi kaldı. Bir kaç ardışık kan tahlili sonunda emin olduk ve bugün ilk kez doktora gittik. Bebeğimizi ilk kez bugün gördük. Bir santimetre kadar küçük ama azimli yavrumuz inşallah giderek daha da büyüyecek. Ultrason görüntülerinden sonra Gözde'nin de kaygıları azaldı, tabii herkesi arayıp haber verdik. Bütün aile seni bekliyoruz çocuk...Doktor durumun iyi olduğunu ve böyle gideceğini düşündüğünü söylese de bize tabii ki risklerle ilgili bilgi de verdi. Muayene odasının önünde beklemek bile heyecanlı, zaman geçmiyor. Bir de doğumhane önünde bekleyenleri düşündüm, hiç böyle bir heyecan olacağını tahmin etmemiştim. Önceden düşündüğünüzde çocuk ve doğum olağan süreçler tabii ama o noktaya gelindiğinde çok farklı. Annemlere de dediğim gibi "Şimdi dokuz ay ağzımızdan aman sağlıklı olsun da ve maşaallah lafı eksik olmayacak", artık tek derdimiz daha doğmadan onun sağlığı olacak. Allah nazardan saklasın. Doktor on-on beş gün sonra kontrole çağırdı. Tabii ki biz on gün sonra gideceğiz. Artık beta hcg tahlili de yok, sadece beklemek var. Ve tabii beklerken tarihe not düşmek de...