31 Aralık 2009 Perşembe

31.12.2009: bir yılın sonu, herşeyin başlangıcı...


Yılın son günü kontrolümüze gittik. Bugün 2'li test için kan verdik, sanırım Ankara'da bir laboratuara gönderdiler, 9 Ocak'ta sonucu alacağız. Doktorumuz bu sefer ense kalınlığını ve birkaç farklı parametreyi de ölçtü. Bebek sağlıklı görünüyor ancak cinsiyet için şu an erken dedi. Bu sefer bebğimizin bou 6,0 cm ölçüldü, kol ve bacakları iyice belirginleşmiş, dirsek ve diz seçilebiliyor. Bu yılı da mutlu bir haberle uğurlarken yeni yılda neler olacağını düşünüyorum kimi zaman...Askerlik en büyük engel gibi görünüyor, bakalım doğumdan sonra ne kadar idare edebileceğiz ya da gerek olacak mı? Yeni çalışma ortamı ve arkadaşlar, mesleki rekabet ve hırslar, bebeği beklemek...Sancılı süreçleri düşünürken yeni yıldan tek dileğim bu yıldan daha mutlu bir yıl geçirebilmek...

12 Aralık 2009 Cumartesi

2,5 cm

10 aralık 2009'da üçüncükontrolümüze gitik, bu blog şu an için Gözde'den habersiz yazıldığından, 2 gündür punduna getirip not düşemedim. Kontrolde ilk kez bebği ben de gördüm, 2,5 cm boyuna ulaşmış, baş, el ve ayakları belirgin ve beklemediğimiz derecede hareketli yavrumuza beraber baktık. Bebeğin durumu iyi olmasına rağmen Gözde'nin 10 gündür bulantı ları arttı ve sabahları daha fazla olmak üzere kusmaya başladı. Çocuğa zararı olacak diye ilaç da kullanmaktan kaçınıyor ama 10 gündür hemen her sabah bazen de akşamları öğürüyor, kusuyor. Kontrolün olduğu gün yükselen moralle bulantı-kusma azaldı.Hatta adını duyunca tiksindiği etten artık tiksinmiyor, bilakis Kirli Ahmet'e gidip bir porsiyon da köfte yiyebiliyor. Akşam uykularına devam, her akşam 2 saat...Biraz sıkılıyorum, çünkü uzmanlık sınavından sonra rahata ermeme rağmen yalnız kaldım. İnternet vb. bir yere kadar...Bu arada eş durumu evraklarımı hazırlayıp gönderdim, hayırlısı olsun, ama artık kura-evrak-başvuru işleri de gözümde değil. Hayatımın en gamsız 2 ayını yaşamak istiyorum, ve yaşıyorum da galiba.

20 Kasım 2009 Cuma

Bebek günlükleri

Bugün işlerin tam anlamıyla yoluna girmeye başladığı gün olarak tarihe geçti. Sabah saatlerinde artık ikinci adresim olan dekanlığa giderek 3 gün sonra sınava girip giremeyeceğimi sordum. Zira son 15 gündür abuk subuk nedenlerle sınav tarihini netleştirememiştim ve bu da beni sıkıntıya sokuyordu. Neyse, iyi haberi aldım sabah sabah, sınav tarihinde sorun yoktu, daha iyi bir haber daha aldım, başımın belası fakülte sekreterimiz raporluydu ve 1 hafta yoktu. İşte o anda ağzımdan şu cümle döküldü: "Şansım dönüyor galiba...". Tabii bu işi halletmenin verdiği enerjiyle bugünki doktor kontrolümüzü beklemeye başladım. Eşimin işleri bittiğinde hemen bir yemek yedik, son 3 gündür hiçbirşey yiyemiyordum faranjit dolayısıyla, eşim çok ağladı üzüldü bu sağlık sorunuma, 3 günde 2 kilo verdim ve konuşamadım. Herneyse bugün iyice toparladım. Randevumuza kalan süre azaldıkça heyecan da artıyordu. Bugün bebeğin kalp atımlarına bakılacaktı ve ben bir terslik olmayacağından emindim. Ama eşim biraz stresliydi. Muayene odasının kapısında geçen 30 dakika sonrasında Gözde'yi içeriye aldılar. Ben de beni ne zaman çağıracaklar diye dışarda beklerken bir de baktım bizimki teşekkür ede ede çıkıyor. Elinde ultrason fotoğrafı. Sorun çıkmaması ikimizi de rahatlattı. Kalp atımları vardı ve bebek de büyüyordu, 6 haftalıktı. Herşeyin yolunda olmasının verdiği rahatlıkla, sınavı falan da boşvererek 11 Aralıktaki kontrolü beklemeye başladım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Hoşgeldin dünyamıza


Uzun, çok uzun zamandır blog'a birşey yazamadım. Biraz yoğunluktan, çokça da yazmaya değer birşey bulamadığımdan. Son bir yılım sürekli koşuşturma halinde geçti gitti. Hastaydı, işti, makaleydi derken hastane kendime ayırdığım zamanı çaldı resmen. Şu beşinci senenin içinde olmak ve biteceği günü düşünmek ve beklemek gerçekten zordu. Son 1 ayım tez ve tezle ilgili bürokratik işlerle yazışmalarla ve atılan-atılmayan imzalarla geçti. Ta ki 10 gün öncesine kadar bu işleri fazlaca umursuyordum ve dertleniyordum. Ama yaklaşık 10 gün önce şu ana kadarki en güzel ve en anlamlı haberi aldım. Eşim hamileydi ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ardından telefonlar geldi, ilki de amcasından. Zaten o önceden hazırlıklıydı ve laf arasında yeğenine alacağı spor ayakkabılardan bahsediyordu bir süre önce. Aslında blog'a o günden itibaren not düşmek istedim. Ama bir an durup düşündüm ve daha önce de yaşadığımız tatsız tecrübe aklıma geldi. Bir anda aklımdan bütün kaygıları çıkarttım geriye sadece bebeğin sağlıklı büyümesi kaldı. Bir kaç ardışık kan tahlili sonunda emin olduk ve bugün ilk kez doktora gittik. Bebeğimizi ilk kez bugün gördük. Bir santimetre kadar küçük ama azimli yavrumuz inşallah giderek daha da büyüyecek. Ultrason görüntülerinden sonra Gözde'nin de kaygıları azaldı, tabii herkesi arayıp haber verdik. Bütün aile seni bekliyoruz çocuk...Doktor durumun iyi olduğunu ve böyle gideceğini düşündüğünü söylese de bize tabii ki risklerle ilgili bilgi de verdi. Muayene odasının önünde beklemek bile heyecanlı, zaman geçmiyor. Bir de doğumhane önünde bekleyenleri düşündüm, hiç böyle bir heyecan olacağını tahmin etmemiştim. Önceden düşündüğünüzde çocuk ve doğum olağan süreçler tabii ama o noktaya gelindiğinde çok farklı. Annemlere de dediğim gibi "Şimdi dokuz ay ağzımızdan aman sağlıklı olsun da ve maşaallah lafı eksik olmayacak", artık tek derdimiz daha doğmadan onun sağlığı olacak. Allah nazardan saklasın. Doktor on-on beş gün sonra kontrole çağırdı. Tabii ki biz on gün sonra gideceğiz. Artık beta hcg tahlili de yok, sadece beklemek var. Ve tabii beklerken tarihe not düşmek de...