3 Eylül 2008 Çarşamba
Memlekete hoşgeldin
02.09.2008 tarihli not düşemedim. Kongrenin son günü olması nedeniyle hem toplatılardan geç çıktım, hem de en son gözüme çarpan stand en önemlisiydi, orada bir süre, hem de uzun bir süre takıldım. Son stand bizim anjio laboratuarında kullandığımız EPtracer cihazının tanıtıldığı standdı, adamlar Hollandalıydı ve çok da yardımsever görünüyorlardı. Sormaya başladım, onlar da anlatmaya...en sonunda müteşekkir olarak ayrılırken, içlerinden bir tanesi, yaşadığım kenti sordu, daha sonra da Kayseri'dendaha doğuda olduğunu söyledi. Başlamışken Ankara, İstanbul, Çorum ve Samsun'u da bildiğini söyledi. Samsun'da yediği balık enfesmiş. Bu kadar dikkat etmiş iş için geldiği bu şehirlere...Oysa bu şehirlerde zamanının çoğunu laboratuarda geçirdiğine eminim. Kongrenin son gününü en verimli şekilde geçirdiğime inanarak otele döndüm. Akşam bütün grup son kez birlikte yemek yedik, işin gerçeği birbirimize en yakın olduğumuz akşam da o akşamdı. Organizasyon başarısından ötürü firmayı kutladık. bugüün erken saatlerde yine yollara düşüp, pasaport kontrollerini geçip memlekete döndüm. Trafiği ile sıkış tıkış caddeleriyle memleketime...Bir gece İstanbul'da konaklayıp yarın Sivas'a hareket edeceğim.
1 Eylül 2008 Pazartesi
Ayse tatile cikti, 01.09.2008
Bugün sabah erkenden kakip kongre merkezi messe Münchenè dogru yola ciktik. Ciktik derken sadece 2 kisi, digerleri kongre falan pek iplemediler. Kutsal görevimi yerine getirmek uzere zamani geldiginde poster salonuna gittim. Zamani geldi ne demek diye sorarsaniz, posterler kongre baslayinca hemen asilip sonuna kadar durmuyor, poster fazla oldugu icin 4 saatlik bir süre asili birakip sonra kaldiriyorsunuz. Poster asarken Samsundan eski bir dostu, bir agabeyi gördum. Diyar köprülü, su an Bafrada calisiyormus. Ardindan yine Samsundan unutulmaz bir hoca, Kemal Baysal, her zamanki asabi mizacindan cok uzak bir sekilde beni karsiladi. Müthis Samsun triosunun son elemani ise Mahmut Sahin oldu. Bunlarin disinda hersey olagandi, toplantilar falan derken aksamustu saganak yagmur esliginde otele döndüm.
31 Ağustos 2008 Pazar
ESC 2008 ve Alman prototipi üzerine
Kongre hizli basladi. Dev bir kongre merkezi ve dev ilac firmasi stand salonu. Fakat hersey her zamanki gibi, kirtasiye malzemesi dagitan firmalar ve bu malzemeleri almak icin "mini quiz"lere katilan insanlar. Eskiden bedava dagitirlardi, artik malzemeyi vermeden önce dravdan quiz yapiyorlar, hatta bazilari "bu cevaplar yanlis babacan, sen bi tur daha at standda" diyebiliyor. Ya alt tarafi kalem defter kardesim dagittigin. Ögleden önce birkac toplantiya girdikten sonra zamanimi standlari gezerek gecirdim, bir kac tane de Turk mumessile rastladim. Ise yarar malzeme varsa aldim, 3D ekolar ve anjiolar falan sergileniyordu, onlari daha cok inceledim. Bir ara gözüme bir mouse ilisti, gidip almak istedim, görevli "önce quiz" dedi. Alteplay"la ilgili bir quiz. Herneyse keypadleri aldik elimize, pespese sorular geldi. Rakiplerin sansi yoktu ama bundan haberleri de yoktu. Keypadlerde isim yazmiyor sadece hayvan resimleri var, bana da aslan gelmisti. "Aslan Yürekli Richard" %100 dogru cevapla sorularin sonunda birinci oldu. Görevli abla da "OK, who is the lion?" dedi ve ben de Alexander the Great edasiyla kükreyerek "benim, röarr" diyerek uyduruk ödülümü aldim. Kongrenin belki de en anlamsiz ve en hisli anlarini sanirim o asn yasadim. Ardindan hep beraber kongre cikisi müzeye gittik. Sonrasinda burada bize yardimci olan müthis türk Hasan Beyle birlikte Almanlarin klasik mekani Hofbrauhäusa gittik. Almanya gercegi gözlerimizin önüne adeta serildi. Bira, patates ve domuz ücgeninde garip müzik esliginde sarki söyleyen insanlar. 1 litrelik bardaklarla bira iciyorlardi. Abartmiyorum hepsinin önünde tepeleme domuz/patates karisimi birsey vardi. Yiyeceklerin hepsine süphe ile aaklastim ve sadece balik aldim. Sonrasinda tatli olarak aldigimiz elmali tart ise gercekten orijinaldi. Zaman gectikce icerde yanik kizartma yagi ve ter kokusu bizi sardi. Gercekten garip eglence anlayisi, tabii ki hepsi böyle degildir ama cogu da böyle eglenir diye düsündürüyor beni. Hasan the Türk hemen masamizi donattirdi, servisin hizli oldugu gibi bizim kalkisimiz da hizliydi. Kacarcasina terk ederken mekani, Hasan the Türk"ün gercekten eglendigini fark ettim. 2. jenerasyon gurbetci daha önce bu mekanda calismisti. Oradan cikinca normal insanlarin takildigi Hard Rock Cafe Münihte oturup kahve icerek agzimizi ve midemizi kismen temizledik. Yarinki poster sunumunu düsünerek ve bakalim yarin farkli birsey olacak mi diyerek otele döndüm.
30 Ağustos 2008 Cumartesi
Almanya, aci vatan :)

Bugün kongrenin acilis günü, dolayisiyla fazla bir atraksiyon yok. Bizim icin bugün BMW müzesini gezmak daha anlamliydi. BMW welt adli bir yer, müzeden önce oraya gidip en son cikan BMW modellerini geziyorsunuz, sonrasinda da BMW tarihini cok güzel anlatan eski modellerin hepsini sergileyen bir müze geziyorsunuz. Müzeye aslinda girmeyecektim fakat BMW X6 siparisi verdikten sonra aracin hazirlanmasi uzun sürdügü icin gezmek zorunda kaldim. Araci sürerek Türkiye ye donmek istesem de mümkün olmayacagini söylediler. Ben de UPS kargoyla eve gönderdim, bakalim gümrükte sorun cikacak mi?
Bugun yemek yemeye giderken önümüzde puset süren bir bayan vardi. Pusetten bir cocuk cizmesi düstü. Hemen arkadaslarmizdan Cetin Bey cizmeyi kapti, Sema Hanim ise kadinin pesinden atik bir sekilde kostu ve yetisti, durumu anlatti ve cizmei güvenli bir sekilde geri verdi. Evet, tahmin ettiginiz gibi alman kadin gözleri dolu dolu bize bakti, tek kelime edemedi. Bakislarinda "keske tüm evropayi zamaninda ele gecirseydiniz de biz de bu medeniyet altinda yasiyor olsaydik" der gibi bir hal vardi. Evet, kongre arkadaslarim kadina "Türk gibi güclü" dedirtemeseler de demeye getirtmislerdi, bu da bize yeterdi zafer bayraminda...:)
Bu arada Münih cok düzenli bir sehir, kaybolmaniz neredeyse imkansiz. Sabah saatleri sakin, Almanlar kendi isinde gücünde, sabahtan biraya basliyorlar. Aksam her taraf erkende kapaniyor, alisveris mümkün degil. Gecenin ilerleyen saatlerinde sokaklar cok degisiyor, biraz da tehlikeli oluyor, travestiler, alkollü siyahlar ve diger azinliklar (ne kadar dogru bu terim bilmiyorum) sokaklari sahipleniyorlar. O güzelim sokakar birden bire beyoglu arka sokaklarina dönüyor, bir kentin bir kac saatte bu kadar degismesi düsündürücü...
29 Ağustos 2008 Cuma
Almanya, 29.08.2008
28 Ağustos 2008 Perşembe
Yarın
..önemli bir gün, ilk kez bir yurtdışı kongreye katılmak üzere "alamanya"ya gidiyorum. 5 gün sürecek kongre Münih'te yapılıyor. Yeşil pasaport olmadığı için vize vb. saçma işlerle uğraşıp biraz da canımı sıkmış olsam da umarım güzel bir kongre geçiririm. Şimdiden insanlar Almanya-almancı esprileri yapmaya başladılar, ben de tabii ki...Herkes sipariş veriyor, ben de sipariş usulü çalışmadığımı söyleyip umduklarına değil bulduklarına razı olacaklarını söylüyorum. İlk iş kendime kalın bir altın zincir, künye ve tüylü şapka almak olacak. Önce imajı oturtalım, sonrasına bakarız değil mi?
4 Haziran 2008 Çarşamba
Merhaba sevenlerim
Uzun süredir aklımda olmasına rağmen bir türlü blog dünyasına girmeye fırsat bulamadım. Sonunda bu kısa tatilimde blog adresimi sizin huzurlarınızda açıyorum. Hayırlı uğurlu olsun...Baraj açılışı yapar gibi oldu ama iyi oldu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
