31 Ağustos 2008 Pazar

ESC 2008 ve Alman prototipi üzerine

Kongre hizli basladi. Dev bir kongre merkezi ve dev ilac firmasi stand salonu. Fakat hersey her zamanki gibi, kirtasiye malzemesi dagitan firmalar ve bu malzemeleri almak icin "mini quiz"lere katilan insanlar. Eskiden bedava dagitirlardi, artik malzemeyi vermeden önce dravdan quiz yapiyorlar, hatta bazilari "bu cevaplar yanlis babacan, sen bi tur daha at standda" diyebiliyor. Ya alt tarafi kalem defter kardesim dagittigin. Ögleden önce birkac toplantiya girdikten sonra zamanimi standlari gezerek gecirdim, bir kac tane de Turk mumessile rastladim. Ise yarar malzeme varsa aldim, 3D ekolar ve anjiolar falan sergileniyordu, onlari daha cok inceledim. Bir ara gözüme bir mouse ilisti, gidip almak istedim, görevli "önce quiz" dedi. Alteplay"la ilgili bir quiz. Herneyse keypadleri aldik elimize, pespese sorular geldi. Rakiplerin sansi yoktu ama bundan haberleri de yoktu. Keypadlerde isim yazmiyor sadece hayvan resimleri var, bana da aslan gelmisti. "Aslan Yürekli Richard" %100 dogru cevapla sorularin sonunda birinci oldu. Görevli abla da "OK, who is the lion?" dedi ve ben de Alexander the Great edasiyla kükreyerek "benim, röarr" diyerek uyduruk ödülümü aldim. Kongrenin belki de en anlamsiz ve en hisli anlarini sanirim o asn yasadim. Ardindan hep beraber kongre cikisi müzeye gittik. Sonrasinda burada bize yardimci olan müthis türk Hasan Beyle birlikte Almanlarin klasik mekani Hofbrauhäusa gittik. Almanya gercegi gözlerimizin önüne adeta serildi. Bira, patates ve domuz ücgeninde garip müzik esliginde sarki söyleyen insanlar. 1 litrelik bardaklarla bira iciyorlardi. Abartmiyorum hepsinin önünde tepeleme domuz/patates karisimi birsey vardi. Yiyeceklerin hepsine süphe ile aaklastim ve sadece balik aldim. Sonrasinda tatli olarak aldigimiz elmali tart ise gercekten orijinaldi. Zaman gectikce icerde yanik kizartma yagi ve ter kokusu bizi sardi. Gercekten garip eglence anlayisi, tabii ki hepsi böyle degildir ama cogu da böyle eglenir diye düsündürüyor beni. Hasan the Türk hemen masamizi donattirdi, servisin hizli oldugu gibi bizim kalkisimiz da hizliydi. Kacarcasina terk ederken mekani, Hasan the Türk"ün gercekten eglendigini fark ettim. 2. jenerasyon gurbetci daha önce bu mekanda calismisti. Oradan cikinca normal insanlarin takildigi Hard Rock Cafe Münihte oturup kahve icerek agzimizi ve midemizi kismen temizledik. Yarinki poster sunumunu düsünerek ve bakalim yarin farkli birsey olacak mi diyerek otele döndüm.

Hiç yorum yok: